26/3/2008
İZMİR 4. ULUSLARARASI ŞİİR BULUŞMASI’NDAN 1
Onur Konuğu Gülten Akın’ın mesajı
Değerli konuklar, sevgili dostlarım;
Şimdi sizinle İzmir’de olmak vardı, olamadı. Sağlık engeli, engellerin en söz dinlemeyeni.
Buluşmanın konusu çok önemli: Güney Amerika şiiri… Güney Amerika ülkeleri, kendi kökleri üstünde güvenle büyüyen sanatlarıyla; müziği, resmi, edebiyatıyla yeryüzünü ısıtanlardan.
Biz de kendi köklerimizi, geleneğimizi dünyanın tüm verimiyle zenginleştirerek, yeniden dünyaya sunuyoruz. Bu çağda sanatı, edebiyatı salt soyut bir biçim olarak üretemiyoruz. Çağdaş şair, Neruda gibi düşünüyor: “Bu çağın namussuzluğu, yanan parmaklarıyla alnımıza dokunuyor.”
Gittikçe artan sis, dünyanın doğal güzelliklerinin de, aşkın da üstünü kaplıyor. Çocuk ölüleri, genç ölüleri şiirin kapılarını, pencerelerini zorluyor. Vicdanı olan herkes gibi şair de yaralanıyor ve olan biten şiirlerine yansıyor.
Sizler, şiirlerimiz üstünden dünyayı, konuşmalarınızla gereğince açıklayacaksınız, biliyorum.
Başarılar diliyor, sevgimi, saygımı iletiyorum.
Şiirler
TANYERİNİN HOROZU
Onu gelecek fazlasından tutukladılar
Alımlı ibiğinin öfkesi yüzünden
Zırhı nedeniyle kemikten gagasının
Pütürlü ve kaba ayakları yüzünden
Alkışı nedeniyle suskun halkın
Onu şarkılarıyla yaydığı için tutukladılar
Gecenin boşluğunun son bulduğunu
Ve ağırbaşlı bir çığlığın ışığının
Genç ve canlı görüntüleri
Sabahın tenine akıttığını
Onu mutluluk fazlasından tutukladılar
İnsanı kendi boyutlarına karşı uzatmaktan
Yeni köprüler geçmekten her adımda
Ve yosun bağlamış yolun üzerinde
Gitarıyla toz bulutları kaldırmasından
Onu tutukladılar, bilindiği gibi, en geç saatte,
Kirlettiler, belirgin, serpilen saflığını
Sabırsız, keskin kıyılarını, tazeliğini ısırdılar,
Fakat kendini duyumsamak mutluluğunu yeniden tatsın diye
Bırakmak zorunda kaldılar kirpiklerin kuşattağı tanyeri tellâlını
REİ BERROA / Santa Domingo
HAPİSTEKİ GENÇ BİR ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISINA
Biliyorsun zaten:
Sanki özgür uyandın
birden.
O duvarlar seni yalıtlayamaz
tüm dünyayı yoğunlaştırır sende
senin bedeninde,
kendini aramaksızın bulan kendini,
direnen, yaşayan.
Budur anlamlı olan.
Söylentiler gelir dünyadan
(pek fazla değillerdir gerçi)
ve bozarlar
cesur yalnızlığının sessizliğini.
İşkence, alay,
ne değerini azaltır senin ne de küçük düşürür:
Vücudunu saydam bıraktılar
ve bugün daha berrak görüyorsun
içindeki kendini.
Biliyorsun zaten,
biliyorsun ne istemediğini.
Bakandan, bölge savcısından ve papazdan
kendin için özgürlük istemiyorsun;
kendin için özgürlük istemiyorsun
bankerlerden, sanayicilerden
ve toprak sahiplerinden;
seni günbegün meclise, generallere, harp akademisine
menkul kıymetler borsasına yaklaştıracak
bir özgürlük istemiyorsun
öyle bir güce karnın tok.
Dalkavukluğa, pohpohlanmaya
boyun eğmeye hevesin yok.
Adınla basında resmigeçit yapılırken
kahraman, haydut, aziz ve deli
serüvenci, mürit ve daha başka birçok kimlikle
olmayı istemediğin ve olmadığın,
biliyorsun gerçekten
kendi nedeninle ve kendin için
seni kendine neyin getirdiğini
ve bu dört duvar arasına
şimdi korkusuzca direndiğin.
Önemli olan da bu.
PABLO ARMANDO FERNANDEZ / Küba
(Çeviriler: Ataol Behramoğlu – Ebru Yener)
0 yorum yazılmıştır
Yorum yaz!