İZMİR 4. ULUSLARARASI ŞİİR BULUŞMASI’NDAN 1


Onur Konuğu Gülten Akın’ın mesajı


Değerli konuklar, sevgili dostlarım;

Şimdi sizinle İzmir’de olmak vardı, olamadı. Sağlık engeli, engellerin en söz dinlemeyeni.

Buluşmanın konusu çok önemli: Güney Amerika şiiri… Güney Amerika ülkeleri, kendi kökleri üstünde güvenle büyüyen sanatlarıyla; müziği, resmi, edebiyatıyla yeryüzünü ısıtanlardan.

Biz de kendi köklerimizi, geleneğimizi dünyanın tüm verimiyle zenginleştirerek, yeniden dünyaya sunuyoruz. Bu çağda sanatı, edebiyatı salt soyut bir biçim olarak üretemiyoruz. Çağdaş şair, Neruda gibi düşünüyor: “Bu çağın namussuzluğu, yanan parmaklarıyla alnımıza dokunuyor.”

Gittikçe artan sis, dünyanın doğal güzelliklerinin de, aşkın da üstünü kaplıyor. Çocuk ölüleri, genç ölüleri şiirin kapılarını, pencerelerini zorluyor. Vicdanı olan herkes gibi şair de yaralanıyor ve olan biten şiirlerine yansıyor.

Sizler, şiirlerimiz üstünden dünyayı, konuşmalarınızla gereğince açıklayacaksınız, biliyorum.

Başarılar diliyor, sevgimi, saygımı iletiyorum.


Şiirler

 

TANYERİNİN HOROZU

 

Onu gelecek fazlasından tutukladılar

Alımlı ibiğinin öfkesi yüzünden

Zırhı nedeniyle kemikten gagasının

Pütürlü ve kaba ayakları yüzünden

Alkışı nedeniyle suskun halkın

 

Onu şarkılarıyla yaydığı için tutukladılar

Gecenin boşluğunun son bulduğunu

Ve ağırbaşlı bir çığlığın ışığının

Genç ve canlı görüntüleri

Sabahın tenine akıttığını

 

Onu mutluluk fazlasından tutukladılar

İnsanı kendi boyutlarına karşı uzatmaktan

Yeni köprüler geçmekten her adımda

Ve yosun bağlamış yolun üzerinde

Gitarıyla toz bulutları kaldırmasından

 

Onu tutukladılar, bilindiği gibi, en geç saatte,

Kirlettiler, belirgin, serpilen saflığını

Sabırsız, keskin kıyılarını, tazeliğini ısırdılar,

Fakat kendini duyumsamak mutluluğunu yeniden tatsın diye

Bırakmak zorunda kaldılar kirpiklerin kuşattağı tanyeri tellâlını


REİ BERROA / Santa Domingo

 

HAPİSTEKİ GENÇ BİR ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISINA

 

Biliyorsun zaten:

Sanki özgür uyandın

birden.

O duvarlar seni yalıtlayamaz

tüm dünyayı yoğunlaştırır sende

senin bedeninde,

kendini aramaksızın bulan kendini,

direnen, yaşayan.

Budur anlamlı olan.

 

Söylentiler gelir dünyadan

(pek fazla değillerdir gerçi)

ve bozarlar

cesur yalnızlığının sessizliğini.

İşkence, alay,

ne değerini azaltır senin ne de küçük düşürür:

Vücudunu saydam bıraktılar

ve bugün daha berrak görüyorsun

içindeki kendini.

 

Biliyorsun zaten,

biliyorsun ne istemediğini.

Bakandan, bölge savcısından ve papazdan

kendin için özgürlük istemiyorsun;

kendin için özgürlük istemiyorsun

bankerlerden, sanayicilerden

ve toprak sahiplerinden;

seni günbegün meclise, generallere, harp akademisine

menkul kıymetler borsasına yaklaştıracak

bir özgürlük istemiyorsun

öyle bir güce karnın tok.

Dalkavukluğa, pohpohlanmaya

boyun eğmeye hevesin yok.

 

Adınla basında resmigeçit yapılırken

kahraman, haydut, aziz ve deli

serüvenci, mürit ve daha başka birçok kimlikle

olmayı istemediğin ve olmadığın,

biliyorsun gerçekten

kendi nedeninle ve kendin için

seni kendine neyin getirdiğini

ve bu dört duvar arasına

şimdi korkusuzca direndiğin.

 

Önemli olan da bu.

PABLO ARMANDO FERNANDEZ / Küba

(Çeviriler: Ataol Behramoğlu – Ebru Yener)  

 

 

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!